« Önceki |

13/5/2007

Anarşist Sözler

Şu anda yapmakta olduğumuzun dışındaki herşey önemsizdir. Tolstoy.

 Anarşi taleplerin değil, yaşamın bir meselesidir. Landauer.

 İşsizliğin nedeni sermaye eksikliğinde değil, sermaye arttırımındaki bir hatada yatmaktadır. Owen.

 Yasalar adalet duygusunu geliştirmemiştir, onu mahvetmiştir. Kropotkin.

 "Ütopya" sözü bir fikri peşinen yargılamaya yetmektedir. Jack London.

 İnsanların, yönetimsiz kalırlarsa birbirlerini yiyip bitireceklerine inananlara diyoruz ki: Tıpkı sürgüne giderken "Zavallı kullarım bensiz ne yapacaklar?" diyen o krala benziyorsunuz. Kropotkin.

 Demokrasi çoğunlukların diktatörlüğüdür. Proudhon.

 British Museum'daki kütüphane memuru okuyucuya toplum için o güne dek neler yapmış olduğunu sormaz, ona sadece istediği kitapları verir. Kropotkin.

 Memur beni kanun adına tutukladı, ben onu özgürlük adına tokatladım. Clement Duval, mahkeme karşısında, 1886

 Evlilik bir yasadır, üstelik yasaların en kötüsüdür. Godwin.

 Yalnızca itaat edenler yollarını kendi başlarına arayanlardan daha sık yanılır. Kropotkin.

 Yalnızca yok etmek yetmez. Kropotkin.

 İdealimizi birdenbire gerçekleştiremeyecek olmamız pek de umrumuzda değil. Kropotkin.

 Günümüzde artık neredeyse herkes sosyalist, zengin de sömürdüğü fakir de. Emma Goldman.

 Sosyalizm olmaksızın özgürlük ayrıcalık ve haksızlıktır. Özgürlük olmaksızın sosyalizm kölelik ve şiddettir. Bakunin.

 Tanrı örnek bir diktatördür. Adem ile Havva'yı yaratır yaratmaz bir ceza yasası çıkardı: idrak etme ağacından yemeyeceksiniz. O zamandan bu yana hiçbir diktatör olmamıştır ki bu buyruğu vermemiş olsun. Most.

 Bir kez yasa çıkarmaya başlayan bunu kolay kolay durduramaz artık. Godwin.

 Evlilik, kamu gücünün iki insanın birbirleriyle cinsel ilişkide bulunma konusundaki karara karışmasıdır.

 Zenginlik varken yoksulluğu kabul etmek zihinsel bir yetersizlik işaretidir. Mühsam.

 Bütün hayvan topluluklarında dayanışma duygusu var olma savaşından çok daha önemli bir doğa yasasıdır. Kropotkin.

 Bir insan ne kadar çok şeye inanırsa o kadar az şey bilir. Ne kadar az şey bilirse o kadar aptal olur. Ne kadar aptalsa o kadar kolay yönetilebilir. Most.

 Her yurttaşın bir ideali vardır; gümüş bir banyo küveti bile olsa.

 Yalnız sıkıcı kişiler çelişkisizdir. Mühsam.
 
 "Herşeye kadir" olandan birşeyler istenmekte, eskiden bu Tanrı idi, günümüzde Devlet. Kropotkin.

 İşçileri işi bırakmaya değil, kendi hesaplarına devam etmeye çağırmalıyız. Malatesta.

 Başka insanların el veya ayaklarını sakatlayanlara cani denir. Ya beyni yok edenlere ne demeli? Most.

 Benim için benden daha önemli bir şey yok. Stirner.

 En radikal devrimciyi alın ve onu bütün rusların tahtına oturtun ve bir yıl bile geçmeden o çar'dan da beter olacaktır. Bakunin.

 Ancak hiçbir şey yapmayan insan hata yapmaz. Kropotkin.

 Devrimler tutkunun eseridir, mantığın değil. Godwin.

 "Gerçek" bir teori değildir, bir eylemdir, hayatın kendisidir. Bakunin.

 Biz ki caniyiz! Herkes için ekmek, iş ve her türlü bağımsızlık ve adaleti istiyoruz. Kropotkin.

 Hükümetin bir koşulu hiyerarşi olduğuna göre demokrasi deli saçmasıdır. Proudhon.

 Söz konusu çizme ise ayakkabı ustasının otoritesine başvururum. Bakunin.

 Bir hükümet tarafından yönetilen kişi kontrol edilir, idare edilir, ispiyonlanır, yönetilir, yasalarla boğulur, dosyalara konu olur, ideolojiler aşılanır, sürekli ikaz edilir, vergilendirilir, tartılır, sansürlenir, emirler yağdırılır ve bütün bunlar da buna ne hakkı ne gerekli bilgiye ve ahlaki temizliğe sahip adamlar tarafından yapılır.

 Gerçek, gerçekleştirmekten doğar. Mühsam.

 Biz anarşistler bizi çevreleyen ön yargılar ormanına baltayı vuruyoruz. Kropotkin.

 Biz anarşistler hiçbir zaman küçük bir kilise inşa etmek amacıyla kendimizi dünyadan soyutlamak amacında değiliz. Reclus.

 Koşullar ile uzlaşmak istemiyoruz. .

 Ahlakçıların hep uygulamak istedikleri o hakkı reddediyoruz, tek tek bireyleri bir ideal adına sakatlamayı. Kropotkin.

 Paranın iktidarını, her türlü çalışma ürününü geçer akçe haline getirerek ortadan kaldırmalıyız. Proudhon.

 Özgürlüğün tehlikelerinden ve karanlık yönlerinden korkmamalıyız. Kropotkin.

 Kocaman bir ateş yakacağız
 Kağıt paralardan
 Tahvillerden
 Vasiyetnamelerden
 Vergi dosyalarından
 Kira kontratlarından
 Ve borç senetlerinden
 Ve herkes
 Kendi cüzdanını da bu ateşin
 İçine atacak
                         Weitling

2/5/2007

Haymarket 1886 ve anarşistler

1880'li yıllarda "özgür ülke" Amerika'ya gelen göçmen dalgalarında ülkelerinde politik kovuşturmaya uğrayan birçok sosyalist ve anarşist de vardı. Kuzey Amerika işçi hareketinin örgütlenmesinde önemli bir rol oynadılar. Bunlardan en tanınmışlarından birisi Anarşist (eski sosyal-demokrat milletvekili) John Most idi. Özellikle Şikago gibi endüstri merkezlerinde Anarşistler işçi hareketinin itici gücünü oluşturuyorlardı.

Çok sayıda gazete çıkardılar ve sendika kurdular. Örneğin Michael Schvvab, August Spiess ve Adolph Fischer tarafından çıkarılan "işçi gazetesi" (günde 6000 tiraj) Ayrıca George Engel'in aylık "Anarşist" ve "Alarm". Anarşistlerin kurduğu sendikalar arasında Louis Lingg'in yaşama geçirdiği Marangozlar Sendikasıyla Oscar Nebbe'nin girişimiyle oluşan Bira Taşımacıları Sendikasını sayabiliriz.
Sendika hareketinde belli başlı iki çizgiden bahsedilebilir. Bir tarafta 1869'da kurulan, başlangıçta küçük sekter bir gurupken giderek ılımlı hatta sağ bir sendikaya dönüşen "Knight of Labors" (Emek Süvarileri) vardı. Bu sendika, grevi mücadele metodu olarak reddediyordu ama tabanının giderek radikalleşmesiyle ciddiye alınan bir sendika haline geldi.

Öte yanda, birçok sosyalist ve anarşistin aktif olduğu "Central La-bor Union" (Merkezi işçi birliği) vardı. Bunun haricinde anarşistler işverenlerin özel ordu ve cinayet şebekesi olan "Pinkertons"a karşı kurulan "eğitim ve savunma" derneklerinde faaliyet gösteriyorlardı.

Yüzyılın altmışlı yıllarında Amerika'da sekiz saatlik işgünü istemi yükseldi. Birkaç eyalette yasalaşmasına rağmen hiçbir zaman uygulanmadı ve daha sonra sessizce geri alındı. 1884 yılında tüm sendikaların kongresinde sekiz saatlik işgünü tekrar gündeme geldi ve gerçekleştirilmesi için ülke çapında kampanya açılması kararlaştırıldı. Büyük bir grev dalgasıyla, 1 Mayıs 1886 günü ülke çapında genel grevle 8 saatin yasallaştırılması mücadelesi başlatılacaktı. Anarşistler önceleri bu harekete eleştirel bakmalarına rağmen mücadele içinde bütün devrimci eylemlerin başlatıcısı ve motoru oldular.

l Mayıs 1886'dan önceki aylarda binlerce erkek, kadın, siyah, beyaz, yerli, göçmen, kalifiye, vasıfsız, Knight of Labors ve sendikalar federasyonu üyesi işçiler daha kısa işgünü mücadelesine katıldılar, "işçi gazetesi" Nisan 1886'da şu saptamayı yapıyordu:"Sekiz saatlik işgünü mücadelesi hepimizindir"

l Mayıstan önceki Pazar günü Şikago'da 25.000 insanın katıldığı bir yürüyüş yapıldı, l Mayıs'taki genel grev çağrısına 40.000'i Şikago'da olmak üzere 350.000 işçi katıldı. Kapitalistler özel paralı askerlerini ve polisi kaba bir şekilde saldırttılar.

3 Mayıs günü grev yapılan tarım makineleri fabrikası McCormick'in yanında odun taşıyıcı işçilerin düzenlediği kitlesel eyleme 500 kadar McCormick işçisi de katılmıştı. Bu eylemde "Central Labour Union" temsilcisi olarak August Spiess konuşuyordu. Eylem sırasında grev kırıcılar işyerinden çıktılar ve grevcilerle çatışma çıktı. Polis bunu eyleme saldırma gerekçesi olarak gösterdi. Bu saldırıda dört işçi öldü, birçok işçi de yaralandı.

Devletin bu saldırısından sonra ertesi gün için bir protesto eylemine çağrıda bulunuldu. 4 Mayıs günü Haymarket'te binlerce Şikagolu toplandı. August Spiess, Samuel Fielden ve Albert Parsons gibi işçi hareketinin tanınmış aktif üyeleri kitleye konuşmalar yaptılar. Barışçıl eylem sona ererken bir polis birliği kitleye saldırdı, kısa bir süre sonra alanda bir bomba patladı. (Bombacının satın alınmış bir provokatör olma ihtimali çok yüksek). Polis sağa sola kaçışmakta olan erkek, kadın, çocuktan oluşan kitleye hemen ateş açtı. Birkaç saniyede Haymarket cesetlerle doldu. Olaylar sırasında yedi polis de öldü. (Muhtemelen kendi kurşunlarıyla) Burjuvazi ve devlet nefret ettikleri "sekiz saatlik işgünü" hareketine ve onun anarşist sözcülerine karşı acımasızca harekete geçmek için gerekçe buldular. Anarşist, komünist ve sosyalist ayrım yapmadan yüzlerce işçi önderini tutukladılar. Amaçları "sekiz saatlik işgünü" hareketini genel olarak çökertmekti. "Liberal" kamuoyu da fesat kampanyasına katıldı. Taban önemli ölçüde dayanışırken "Knight of Labors"un reformist yöneticileri anarşist hareketin dağıtılması yönünde kararlı açıklamalar yaptılar, işçi hareketinin en tanınmış temsilcileri Haymarket olayları bahane edilerek yargılandılar. August Spiess, Adolph Fischer, Michael Schvvab, George Engel, Albert Parsons, Louis Lingg, Samuel Fielden ve Oscar Neebe mahkemeye çıkarıldılar.

Sanıkların hiçbirinin bu olayla bağlantısının olmadığı ispatlanmasına rağmen göstermelik bir yargılama yapıldı. Süre giden kin kampanyası özellikle göçmenleri etkiliyordu. Başlangıçta hiçbir avukat davayı savunmayı üstlenmedi. Duruşma 21 Haziran 1886'da Şikago'da başladı. Jüri istisnasız Şikago'nun egemen kesimlerinden oluşturuldu. Gerici örgütlerde üye- ligiyle tanınan Hakim Joseph Gary ve Jüri dürüst bir yargıya olanak vermediler. Mahkeme cinayet suçunu ispatlayamayınca bu kez sanıkları komplo kurmakla suçladı. Suçlama, sanıkların çeşitli makale ve bildirilerle kargaşa ve şiddet çağrısı yaptıkları ve bu yazılarla mevcut düzeni yıkmak istediklerinden ibaretti. Aslında kendilerinin sorumluluğunu taşıdıkları olayları sanıklara yüklediler. Tüm duruşmanın amacının planlı bir hukuk cinayeti işlemek olduğu açıktı. Sanıklarla uluslararası alanda da dayanışmalar olmasına karşın anarşistlerin hiçbir yaşama şansı kalmamıştı. Burjuvazi öç almak istiyordu.

20 Ağustos 1886'da idam kararlan açıklandı. Duruşmanın sonunda anarşistler bütün dünyada "Yargılananların yargılamaları" adıyla bilinen ünlü konuşmalarını yaptılar. Bu konuşmalar sömürüye karşı özgür, insancıl, adaletli bir toplum isteyenlerin manifestosuydu.

11 Kasım 1887 günü Parsons, Engel, Fischer ve Spiess idam edildiler. Louis Lingg bir gün önce hücresine gizlice getirttiği mermileri ağzında patlatarak intihar etti. Öteki sanıklar yedi yıl sonra yeni seçilen vali tarafından serbest bırakıldı, idam edilenler dahil olayın hukuk hatası olduğu açıklandı.

2/5/2007

Tanrı Neden Doçent Olamadı?

Tanrı Neden Doçent Olamadı?
1. Tek bir orijinal yayını vardı.
2. İngilizce değildi.
3. Yayında hiçbir referans yoktu.
4. Yayın hakemli bir dergide yayınlanmamıştı.
5. Yayının ona ait olduğundan şüphe edenler bile bulunmaktadır.
6. Dünyayı yaratmış olabilir, fakat o zamandan beri ne yaptı?
7. Elde ettiği sonuçları bilim dünyası ondan bağımsız tekrarlamada zorlandı. Koyunlar çabuk yaşlanıp öldüler.
8. İnsanları deney malzemesi olarak kullanma konusunda etik komisyonundan izin almadı. Malpraktis yasası ise umurunda bile değildi.
9. Deneylerinden biri iyi sonuç vermeyince, deneye katılanları suda boğdu.
10. Derse hiç gelmedi. Sadece öğrencilerine gönderdiği kitaplarını okumalarını söyledi.
11. Bazı rivayetlere göre kendi oğluna ders verdirdi.
12. İlk iki öğrencisini, çok fazla öğrendiler diye okuldan attı.
13. Öğrencilerinin çoğu sınavlarından geçemedi.
14. Kendisiyle görüşülebilecek saatler düzensizdi ve görüşmeleri için genellikle dağ başında randevu veriyordu.

 

Can YÜCEL

1/5/2007

René Descartes

Modern felsefenin babası sayılmaktadır.

Hayatı boyunca geç kalkma alışkanlığı oldu. İsveç kralliçesi René Descartes'ikendisine ders vermesi için sabah erken kalkdırınca şifayı kapıp zatureden öldü.

Descartes'ın felsefe tarihindeki önemi, kilise odaklı orta çağ felsefesini içinde bulunduğu darboğazdan çıkarıp Yeni Çağ'a taşımasından kaynaklanmaktadır. Descartes'ın çalışmaları "Akılcılık" akımının doğmasına yol açmıştır.

Akılı şüpe ederek buldu hep ve önce kendisinden başladı şüpe etmeye...

"Kesin olan birşey var. Birşeyin doğruluğundan şüphe etmek.
Şüphe etmek düşünmektir. Düşünmek ise var olmaktır.
Öyleyse var olduğum şüphesizdir.
Düşünüyorum, o halde varım.
İlk bilgim bu sağlam bilgidir.
Şimdi bütün öteki bilgileri bu bilgiden çıkarabilirim."

26/4/2007

Karl Heinrich Marx

Alman filozof, devrimci, ekonomist ve siyasetçidir

Marx'ın düşüncesinin temelini klasik Alman felsefesi, Fransız sosyalist akımı ve İngiltere'nin ekonomi-politiği oluşturmaktadır. Artı-değer teorisi ile kapitalizmin sömürü sistemini bir belirsizlikten kurtarmış; kapitalizmin eleştirisine bir bilimsellik kazandırmıştır. Bu nedenle bilimsel sosyalizmin kurucuları arasında sayılır

YAŞASIN HALKLARIN KARDEŞLİĞİ

RODRIGO